Futbolun Şifreleri

Futbolun Şifreleri kitap kapağı

Yazar: Simon Kuper & Stefan Szymanski
Çeviri: Elif Nihan Akbaş
İthaki Yayın Evi – 2010

Lafı çok uzatmadan sonucu baştan yazayım bu kitap futbol ile ilgili olan herkese ders kitabı olarak verilmeli, bu kitabın özetini çıkarmayan antrenörlük diploması alamamalı, başkanlık seçimlerine girememeli; bu kitabı okumayanlara bilet satılmamalı. O derece değerli, futbolun entelektüel tayfası tarafından da göz arda edilmiş bir kitap. Çünkü popüler olmadı.

Popüler olmadı derken yazarların biri Simon Kuper ‘Futbol asla sadece futbol değildir‘ kitabının yazarı. Bu kitap İngiltere’de yılın kitabı oldu. Türkçeye de çevrildi. Simon Kuper Fransa’da yaşayan bir sor yazarı fakat bir ara Financial Times’a spor köşe yazıları yazıyordu. Bu dönemde kitabı ortak yazdığı Stefan Szymanski ile tanıştı.

Stefan Szymanski MBA Dean profesörü bir akademisyen. Aslında ekonomist ama spor ekonomisti. Londra’da çok saygın bir kişi, bu kitabın da fikir babası o. Kuper ile ortaklığı Kuper’in klişelerden uzak, bazen işin ekonomisinin hatalı yönetildiğine de laf söyleyen tutumundan etkilenmesi sonucu çıkıyor.

Tamam kitaptan bahsediyorum. Kitabın 3. baskısını okudum. Yeni baskısı olduğunu düşünmüyorum. (Bir iki gugılladım yokmuş) ikinci el kitap satışı yapan sitelerde kitap var. Zamanında top 10 kitapları 5 tl iken bu kitap 19 tl ye satılıyordu. Bulursanız pahalı gelecektir ama o parayı vermekten çekinmeyin. Bambaşka bir futbol aklına sahip olacaksınız bu kitabı okuduktan sonra.

402 sayfa tuğla gibi didaktik, istatistik içeren, bazen hiç duymadığınız ekonomi argümanlarının olduğu bir kitap. Ne ara okuyup bitirdiğinizi anlamayacaksınız. Burada Simon Kuper’in klişe dışı yazım dili devreye giriyor. İçinde ilginç hikayeler var. Kolu sakat kaleciyle dünya kupası kazanan milli takımın öyküsü var mesela.

Türkçeye özel Kerem Akbaş söyleşisi ile başlıyor kitap. Futbolu kulüpler, taraftarlar, ülkeler olarak üçe bölünerek kitapta inceleniyor. Bizim en çok ilgimizi çeken taraftar bölümünde: ‘Bir taraftarın intihar notları‘  yazısı insanda yalnız değilim, benim gibi bir sürü taraftar varmış izlenimi uyandırıyor. Taraftarlık tanımlarının çok güzel yapıldığı bu bölüm sizin de kendi tribün oluşumunuzu tanımlamanıza yardımcı olacak. ‘Ben niye taraftarım?’ Sorusunu kendinize sorup cevabını alacaksınız.


İstatistikler hoşunuza gidiyorsa futboldan soğuyabilirsiniz. Tek başınıza Real Madrid maçı izlerken penaltı olur ve topun başına kimin geçeceğini tahmin edebilirsiniz. Ama bu kitaptan sonra Ronaldo’nun hangi köşeye ne sertlikte topu atacağını bilebilirsiniz. Bu tek başınıza futbol izleme keyfinizi köreltir. Sonuçları belli olan bir futbol asla sevilmez. Futbolu sevilebilir kılan tutarsız, affedilmez hatalı, sana kendini özel gibi hissettirip seni oyunun dışında tutmasıdır. (Bu cümleden futbolu çıkarıp okuyunca sanki eski sevgiliye yazılmış gibi geldi :)) Bir de barda arkadaşlarınızla Real Madrid maçı izlerken penaltı olunca topun başına kimin geleceğini hangi köşeye ne sertlikte vuracağını söyleyip, peşine diğer köşeyi seçerse kaçıracağını eklediğinizde ve Ronaldo o köşeyi seçip golü kaçırınca siz arkadaş ortamında kahin olarak anılmaya başlayacaksınız.
Dediğim gibi bu kitap sizin futbol algınızı yeniden dizayn edecek.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Çerez Bildirimi

Web sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz bundan memnun olduğunuzu varsayacağız.